Kur'ani Mücahede'ye Hoşgeldiniz

     Kur'ân-ı Kerîm
"Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar."
(İnsan, 27)

     Mücahede
· Ana Sayfa
· Abonelik Formu
· Abonelik Kayıtları
· Bizi Önerin
· E-Dergi
· E-Kitap
· Evrensel Mesaj
· Haber Arşivi
· Hesabınız
· Kavramlar_
· Kitap Siparişi
· Kur'an Meali
· Köşe Yazıları
· Sesli Meal Dinle
· Tefsir Çalışması
· Videolar
· İletişim

     Kısa Mesaj

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.

     Kitap Siparişi


· Ana Menü
· Mücahede Yayınları

     Ücretsiz Abonelik
Ücretsiz Abonelik
İçin Tıklayınız

     Eski Haberler
29.12.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 42. Sayısı Çıktı!
15.09.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 41. Sayısı Çıktı!
08.07.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 40. Sayısı Çıktı!
09.04.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 39. Sayısı Çıktı!
16.01.14
· Kur'ani Mücahede Dergisi 38. Sayısı Çıktı!
09.11.13
· Kur'ani Mücahede Dergisi 37. Sayısı Çıktı!
19.01.13
· Kur'ani Mücahede Dergisi 34. Sayısı Çıktı!
10.11.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 33. Sayısı Çıktı!
02.09.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 32. Sayısı Çıktı!
12.05.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 31. Sayısı Çıktı!
18.02.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 30. Sayısı Çıktı!
09.02.12
· YÜCE ALLAH'A RAĞMEN KANUN VE YASALAR YAPARAK ULUHİYYET İCRA EDEN LAİK BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN MÜSLÜMANLARI ŞOK EDEN AÇIKLAMALAR...!
02.12.11
· Kur'ani Mücahede Dergisi 29. Sayısı Çıktı!
16.11.11
· DEPREM... İLÂHİ UYARI!
30.06.11
· ''HAKİMİYET ANCAK ALLAH’INDIR'' KEMALİST SİSTEMİN MİLLETVEKİLLERİNE
10.06.11
· KEMALİST SİSTEMİN İLERİ GELENLERİNE
07.05.11
· TAĞUT REDDEDİLMEDEN ALLAH’A İMAN EDİLMEZ
08.04.11
· İstiklal Marşı’nda Ayağa Kalkmayana Hapis!
04.04.11
· KUR'ÂNİ SORUMLULUK VE RASUL'E SAYGI
05.03.11
· KEMALİST TAĞUTİ SİSTEMİN BAŞBAKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A
02.02.11
· KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
24.01.11
· Kur'ân'daki Rasul Hz. Muhammed (as)’a İman Edin
10.12.10
· Kavramlar Bölümüne ''Şefaat'' Kavramı Eklendi
20.08.10
· SAMİRİ’NİN GÜNÜMÜZ TEMSİLCİLERİ İŞ BAŞINDA
18.08.10
· KÜFÜR ARASINDA TERCİH ŞAŞKINLIĞI: Ne Evet Ne Hayır! Küfrü Tümden Reddetmek
21.07.10
· İspanya Meclisi 'Hayır' Dedi!
04.06.10
· Fethullah Gülen: İsrail'den izin almalıydılar
12.05.10
· Fransa Çarşaf Yasağı İçin Düğmeye Basıyor
19.09.09
· Tüm İslam Aleminin Ramazan Bayramı Mübarek Olsun
20.08.09
· 2009 Ramazan Ayı Oruç Başlangıcı

Eski Haberler

Kurani Mücahede: Forum

Kur'ani Mücahede :: Başlık Görüntüleniyor - Leyl Kelimesi Üzerine
 YardımYardım   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   GirişGiriş 

Leyl Kelimesi Üzerine

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Kur'ani Mücahede Forum Ana Sayfası -> Genel Sorular
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Abdullah_Birisi
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 23, 2006
Mesajlar: 9

MesajTarih: Prş Eyl 28, 2006 9:00 am    Mesaj konusu: Leyl Kelimesi Üzerine Alıntıyla Cevap Ver

SORU: Bakara suresi 187.ayette geçen "tan yeri ağramasından gece oluncaya kadar orucu tamamlayın" ayetinde siz akşam olarak çevirmişsiniz Arabça leyl kelimesi geçmiyor mu orada ve de leyl gece demek değil mi? Kur'an'daki ayetlerde geçen her leyl kelimesini akşam olarak mı almalıyız, neden?

CEVAP:

Leyl kelimesi Arap dilinde şu anlama gelmektedir: "Gündüzün hemen ardı. Başlangıcı güneşin batmasıdır." (İbn Manzur, Lisanu'l-Arab, l-y-l mad., c: 11, s: 607) Türkçe'deki gece kelimesi de aynı anlamdadır. Ancak gece deyince daha çok karanlığın iyice bastırdığı zamanlar anlaşılır. Akşam kelimesi ise güneşin batmasından sonraki zaman anlamındadır. Okuyucunun doğru anlamasını temin için akşam kelimesi tercih edilmiştir.

Buhari'de Ömer b. Hattab (ra)'dan rivayet edilen bir hadis-i şerif şöyledir:

Allah'ın resulü buyurdular ki: Gece bu taraftan geldiği, gündüz şu taraftan gittiği ve güneşin battığı zaman oruçlu kimse iftar eder." (Buhari, Savm, 43)

Hadiste açık bir şekilde görüldüğü gibi Peygamberimiz geceyi (leyl), güneşin battığı zamandan itibaren başlatmaktadır.

Bu konu çok tartışıldığından hem soruyu hemde cevabını yazdım..Lütfen değişik görüşü olanlar yazsınlar...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
m_yasir
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 27, 2006
Mesajlar: 15
Nerden: Konya

MesajTarih: Cmt Eyl 30, 2006 12:24 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Selam'un Aleykum

Mucahede demiş ki: "Sizin de belirttiğiniz gibi, "Leyl" ifadesi, doğru bir şekilde anlaşılamadığı için, halk arasındaki deyimiyle, "iftar vakti" ile "akşam namazının vakti" birbirine karıştırılmıştır."


Bu hususu karıştıranlardan birisi de benim galiba. Acaba iftar vakti ile akşam namazının vakti farklı vakitler mi? Ve iftar vaktinin başlangıcı ve bitişi nedir ve yine akşam namazının başlangıc ve bitiş vakti nedir acaba?
_________________
"Bilgi Paylaştıkca Güzeldir"
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
savasen
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 16, 2006
Mesajlar: 2
Nerden: ist

MesajTarih: Sal Ekm 03, 2006 7:41 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Selamlar!

Aşağıda Abdulaziz Bayındır'ın sitesinden bir alıntı var. Ona göre imsak vaktinin başlangıcı bugün takvimlerde yazan imsak vaktinden 30 - 40
dakika daha geç olması gerekiyor.


Soru: Çeşitli takvimler, değişik imsak vakitleri vermekte, aralarındaki fark 20 dakikaya kadar çıkmaktadır. Bunlardan hangisine uymak gerekir?

Cevap: Oruca ikinci fecrin doğmasıyla başlanır, akşam güneş batıncaya kadar devam edilir. Güneşin yuvarlağının ufukta kaybolmasıyla iftar edilir. Dağlık arazide bulunanlar, dağların üzerinden güneş ışıklarının çekilmesini beklerler. Bulutlardaki ışıklara bakılmaz.

Sabahleyin doğu ufkunda iki çeşit ağarma olur. Birincisi, gökyüzünün ortasına doğru uzanan, üst tarafı daha parlak, altı ufuk çizgisine kadar inmeyen, ortası oval biçimde bir aydınlıktır. Bu, bir müddet sonra keskin bakışlı kimseler dışındakilerin fark edemeyeceği kadar azalır ve bazı bölgelerde tamamen görülmez olur. Bu anda ne sabah namazı vakti girer ne sahur vakti sona erer. Bununla bir dini hüküm sabit olmayacağı için ‘fecr-i kâzib’ yani ‘yalancı tan’ adı verilmiştir. İmsak vakti yaklaşmıştır ama yemeye içmeye devam edilebilir. Bilal Habeşi bu vakitte ezan okuduğu için Peygamber sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurmuştur: “Bilal’ın okuduğu ezan ve dikey olarak beliren fecir sahurunuza engel olmasın, fakat ufukta enine yayılan fecir böyle değildir.”[1] İkinci fecir, doğuda gökle yerin birleştiği çizgi boyunca yayılan aydınlıktır. Bu anda yemeye içmeye son verilir ve oruca başlanır. Bununla sabah namazı vakti de girmiş olur. Bu hususlarda bütün mezhepler ittifak etmişlerdir.[2]

Takvimlere gelince, bugünkü anlamda takvim çalışmaları Tanzimat’tan sonra yapılmıştır. Bir kısım aydının batı hayranlığı namaz vakitleri konusunda da görülmektedir. Takvim konusunda kaynak kabul edilen Gazi Ahmet Muhtar Paşa, bilgilerini, fıkıh kitaplarında yazılı tanımlara uygun olarak yapacağı gözlemlere dayandırma yerine Avrupalıların yaptıkları rasatlara dayandırmıştır. Fecr-i kâzibin bir Zodyak ışını, yani burçlardan gelen bir ışın olduğunu belirtmiş, bu akşamleyin de görülebileceği için ayrıca şafak-ı kâzib diye bir terim icad etmiştir. Islah-ı Takvim adlı eserinde belirttiğine göre ekvator kuşağı dışında fecr-i kazib yalnız Eylül, Ekim, Kasım aylarında görülebilmektedir. Riyaz’ül Muhtar adlı eserinde ise (s.320) fecr-i kazib’in görülemeyeceğini belirtmekte ve Dersaadet’te yani İstanbul’da fecr-i kazibin görülemeyeceğini, burada görülen fecrin doğrudan doğruya fecr-i sadık olduğunu ayrıca ifade etmektedir. Paşa, bu açık ifadesine rağmen fecr-i kazib’in Zodyak ışınlarından (zıya-ı mıntaki) başka bir şey olmadığı hususunda şaşırtıcı bir ifade kullanmaktadır. Islah-ı Takvim adlı eserinin 68. sayfasında şunlar vardır: (Sadeleştirerek veriyoruz)

“Müslümanların fecr-i kazib dediği ışığın Zodyak ışığından başka bir şey olmadığını ilk defa Avrupalı bilim adamlarına haber veren, bugün İngiltere Dışişleri Bakanlığında Doğu dilleri baş tercümanlığında çalışan Redhouse adındaki kişi olup bu şahıs vaktiyle İngiliz Büyükelçiliğinde memur iken bir gün seher vaktinde müezzin ile beraber İstanbul Boğazı’nda bulunan Büyük dere Camii minaresine çıkarak gözlemlemiştir.”[3]

Fıkıh kitaplarına göre fecr-i kazib dünyanın her yerinde ve yılın her mevsiminde görülür. Her sabah üç doğuş ve her akşam üç batış olur. Fecr-i kazibin doğuşu, fecr-i sadığın doğuşu ve güneşin doğuşu. Akşamleyin güneşin batışı, kırmızı şafağın batışı ve beyaz şafağın batışıdır.

Diyanet işleri Başkanlığı ve Türkiye Gazetesi Takvimi uzmanlarıyla yaptığımız rasatlarda Türkiye’nin birçok yerinde bu üç doğuş ve üç batışı rahat bir şekilde tespit etmiş bulunuyoruz 1982 yılına kadar bu yanlış devam etmiş, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu 21 Ocak 1982 günü aldığı bir kararla yanlışlığı kısmen düzeltmiştir.

İstanbul’da bulunan İslami İlimler Araştırma Vakfı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve takvim çıkaran kuruluşlarla işbirliği yaparak konu ile ilgili bir çalışma başlatmıştı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konuya ciddiyetle eğilmesi sebebiyle bir hayli mesafe kat edilmişti. Fıkıh kitaplarındaki esaslara uygun birçok gözlemler yapılmış olup kesin bir prensip konuncaya kadar gözlemlere devam edilmesine ve ondan sonra takvimlerde nihai düzenleme yapılmasına karar verilmiştir. Ancak yaptığımız bu çalışmalar bugüne kadar ne Diyanet Takvimine ne Türkiye Gazetesi Takvimine ne de diğer takvimlere yansımamıştır.

İsteyen vatandaşlarımız oruçlarını Diyanet Takvimine göre başlatabilir ama sabah namazlarını imsak vaktinden en az 30–40 dakika sonra kılmaları gerekir.
_________________
Rabbinizden size indirilene uyun. O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
savasen
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 16, 2006
Mesajlar: 2
Nerden: ist

MesajTarih: Sal Ekm 03, 2006 8:12 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Aşağıda İstanbul için 3 Ekim 2006 tarihli değerler var.

Astronomik Alacakaranlik (Astronomical Twilight) : 5:30am
Deniz Alacakaranligi (Nautical Twilight): 6:02am
Sivil Alanda kullanilan Alacakaranlik (Civil Twilight): 6:34am
Güneşin Doğuşu (Sunrise): 7:02am

Güneşin Batışı (Sunset): 6:44pm
Sivil Alanda kullanilan Alacakaranlik (Civil Twilight): 7:11pm
Deniz Alacakaranligi (Nautical Twilight): 7:43pm
Astronomik Alacakaranlik (Astronomical Twilight): 8:15pm


Sivil Alanda kullanilan Alacakaranlik (Civil Twilight) : Genelde sabah gunes dogarken ve aksam gunes batarken gunesin merkezinin geometric olarak ufuk cizgisinin 6 derece altinda olmasi olarak tanimlanmakdadir. (Etrafda baska isik kaynagi yok ise cismlerin ayiredilebildigi nokta budur)

Deniz Alacakaranligi (Nautical Twilight) : Genelde sabah gunes dogarken ve aksam gunes batarken gunesin merkezinin geometric olarak ufuk cizgisinin 12 derece altinda olmasi olarak tanimlanmakdadir. (Burda etrafda baska isik yok ise cisimler belki ayirt edilebilirayrintilar ayirt edilemez)

Astronomik Alacakaranlik (Astronomical Twilight) Genelde sabah gunes dogarken ve aksam gunes batarken gunesin merkezinin geometric olarak ufuk cizgisinin 18 derece altinda olmasi olarak tanimlanmakdadir.


Sivil alacakaranlik olcusunde artik maddeler baktigini herhangi bir cismin genel yapisini gorebilme imkanina sahipsiniz. Deniz alacakaranliginda ise cismin cisim oldugunu fark edebilrisiniz ama cismin digger bir cisimden ayirt etmek zordur. Astronomik alacakaranlikda ise ufuk cizgisi belirgin belirsizdir.

Diyanet takvimine göre bugün iftar vakti 18:53. Güneşin batışı ise 18:44. Yani diyanet takvimine göre iftar eden biri aslında orucunu güneş batar batmaz açmamaktadır. 8-9 dakika geç açmaktadır. Ancak o vakitte bile henüz karanlık bastırmamıştır. Yukarıdaki verilere göre ilk alacakaranlık güneş battıktan yaklaşık 27 dakika sonra başlamaktadır.

Astronomik değerler için bakınız:

http://www.sunrisesunset.com/calendar.asp

Selamlar!

_________________
Rabbinizden size indirilene uyun. O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
m_yasir
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 27, 2006
Mesajlar: 15
Nerden: Konya

MesajTarih: Sal Ekm 03, 2006 10:29 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Selam'un Aleykum

Kusura bakmayın ama ben yine anlayamadım. Zannedersem ya ben karıştırıyorum ya da anlayamıyorum.

Mucahede demiş ki: "Sizin de belirttiğiniz gibi, "Leyl" ifadesi, doğru bir şekilde anlaşılamadığı için, halk arasındaki deyimiyle, "iftar vakti" ile "akşam namazının vakti" birbirine karıştırılmıştır."

Benim bu cümleden anladığım iftar vakti başkadır, akşam namazı vakti başkadır. Artık hangisi önce hangisi sonra bilemiyorum. Ama ben yıllardır iftar vakti=Akşam namazı vakti biliyorum. Ve sorumda bu idi. İki vaktin birbirinden farkı ne acaba? Hangisi önce hangisi sonra ve başlangıc be bitiş alametleri nedir?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
m_yasir
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 27, 2006
Mesajlar: 15
Nerden: Konya

MesajTarih: Çrş Ekm 04, 2006 1:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Selam'un Aleykum

Sevgili Mucahede Kardeşim!

Hud Suresi'nin 114. ve Bakara Suresi'nin 187. ayetlerine dayanarak iftar vakti ile akşam namazı vaktinin birbirinden farklı vakitler olduğuna dair istişhadınız üzülerek belirtmek isterim ki çok ciddi hatalar barındırmaktadır.

Ben burada konuya dair uzun uzun açıklamalar yapmaktan ziyade konuya dair bu hatalı istişhadın sebeplerini ortaya koymaya çalışacağım. Ki böylece konu tarafınızdan tekrar daha ciddi bir şekilde araştırılır ve bu hususta doğruya ulaşılır.

Öncelikle istişhadınızın hatalı olmasının en önemli ve asıl sebebi; ortaya atılan görüşün meal eksenli olmasından kaynaklanmaktadır. Elbette ki, Kur'an'ın mealinden yapılacak bir istişhad içerisinde bir çok hataları barındıracaktır. Bu minvalde Hud Suresi'nin 114. ayetinde geçen zülef kelimesinin min harfi ceri ile kullanılması gözden kaçırılmıştır. Bununla beraber zülef kelimesinin meallerde geçen "gecenin saçakları/geceye yakın saatler" şeklindeki hatalı tercümesi de sizin hatalı bir istişhadda bulunmanıza sebep olmuştur. Yine harfi cerlerin konumlarının göze alınmaması Bakara Suresi'nin 187. ayetinde geçen İla harfi cerinin hangi konumda kullanıldığının ihmal edilmesi bu hatalı istişhadın sebeplerinden bir tanesidir.

Sonuç olarak sevgili kardeşim!

Bakara Suresi 187. ayetinde geçen "İle'l Leyl" kelimesinin tam karşılığı Hud Suresi'nde geçen "Zülefen min'el Leyl" kelimesidir. Her iki ifade de gecenin menzillerinden ilk menzili ifade etmektedir. Yani gece bir çok saatten ya da bir çok konumdan ibarettir ve bu saatlerin ve konumların hemen ilk başı, bu saat ve konumlardan gündüze en yakın olanı "İle'l Leyl" ya da "Zülefen min'el Leyl"dir.

Bu itibarla konuyu yeniden gözden geçirmenizi, daha ciddi bir şekilde ele almanızı ve tüm ümmete muhalif, bununla birlikte vahyin orjinal aslınada uygun olmayan iftar vakti ile akşam namazı vakti ayrımı şeklinde somutlaşan düşünce tarzınızdan vazgeçmenizi dilerim.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
CEMRE42
Yeni Üye
Yeni Üye


Kayıt: Sep 28, 2010
Mesajlar: 1

MesajTarih: Prş Eyl 30, 2010 11:18 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

teşekkürler m yasir abi çok güzel aciklamis...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Kur'ani Mücahede Forum Ana Sayfası -> Genel Sorular Tüm saatler GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız


Powered by phpBB © 2001-2003 phpBB Group
phpBB port v2.0.7 based on Tom Nitzschner's phpbb2.0.6 upgraded to phpBB 2.0.7 standalone was developed and tested by:
ChatServ, mikem,
and Paul Laudanski (aka Zhen-Xjell).

Version 2.0.7 by Nuke Cops © 2004 http://www.nukecops.com




Bu site, Mücahede Yayınları´nın bir yayın organıdır
Sayfa Üretimi: 0.30 Saniye