Kur'ani Mücahede'ye Hoşgeldiniz

     Kur'ân-ı Kerîm
"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin."
(İsra, 37)

     Mücahede
· Ana Sayfa
· Abonelik Formu
· Abonelik Kayıtları
· Bizi Önerin
· E-Dergi
· E-Kitap
· Evrensel Mesaj
· Haber Arşivi
· Hesabınız
· Kavramlar_
· Kitap Siparişi
· Kur'an Meali
· Köşe Yazıları
· Sesli Meal Dinle
· Tefsir Çalışması
· Videolar
· İletişim

     Kısa Mesaj

Sadece Üye Girişi Yapmış Olanlar Sohbet Edebilir. Lütfen Giriş Yapın ya da Üye Olun.

     Kitap Siparişi


· Ana Menü
· Mücahede Yayınları

     Ücretsiz Abonelik
Ücretsiz Abonelik
İçin Tıklayınız

     Eski Haberler
19.01.13
· Kur'ani Mücahede Dergisi 34. Sayısı Çıktı!
10.11.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 33. Sayısı Çıktı!
02.09.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 32. Sayısı Çıktı!
12.05.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 31. Sayısı Çıktı!
18.02.12
· Kur'ani Mücahede Dergisi 30. Sayısı Çıktı!
09.02.12
· YÜCE ALLAH'A RAĞMEN KANUN VE YASALAR YAPARAK ULUHİYYET İCRA EDEN LAİK BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN MÜSLÜMANLARI ŞOK EDEN AÇIKLAMALAR...!
02.12.11
· Kur'ani Mücahede Dergisi 29. Sayısı Çıktı!
16.11.11
· DEPREM... İLÂHİ UYARI!
30.06.11
· ''HAKİMİYET ANCAK ALLAH’INDIR'' KEMALİST SİSTEMİN MİLLETVEKİLLERİNE
10.06.11
· KEMALİST SİSTEMİN İLERİ GELENLERİNE
07.05.11
· TAĞUT REDDEDİLMEDEN ALLAH’A İMAN EDİLMEZ
08.04.11
· İstiklal Marşı’nda Ayağa Kalkmayana Hapis!
04.04.11
· KUR'ÂNİ SORUMLULUK VE RASUL'E SAYGI
05.03.11
· KEMALİST TAĞUTİ SİSTEMİN BAŞBAKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A
02.02.11
· KEMALİST SİSTEMİN CUMHURBAŞKANI ABDULLAH GÜL’E
24.01.11
· Kur'ân'daki Rasul Hz. Muhammed (as)’a İman Edin
10.12.10
· Kavramlar Bölümüne ''Şefaat'' Kavramı Eklendi
20.08.10
· SAMİRİ’NİN GÜNÜMÜZ TEMSİLCİLERİ İŞ BAŞINDA
18.08.10
· KÜFÜR ARASINDA TERCİH ŞAŞKINLIĞI: Ne Evet Ne Hayır! Küfrü Tümden Reddetmek
21.07.10
· İspanya Meclisi 'Hayır' Dedi!
04.06.10
· Fethullah Gülen: İsrail'den izin almalıydılar
12.05.10
· Fransa Çarşaf Yasağı İçin Düğmeye Basıyor
19.09.09
· Tüm İslam Aleminin Ramazan Bayramı Mübarek Olsun
20.08.09
· 2009 Ramazan Ayı Oruç Başlangıcı
05.05.09
· Bedelli Askerliğe Bahçeli Engeli
21.02.09
· Gözaltı Keyfiliği Sürüyor!
14.02.09
· İzmir'de kapı önlerindeki garip CD'ler
17.01.09
· 'Sözler İsrail'i yaralamıyor'
08.01.09
· Batı niçin İsrail'i destekliyor?
27.10.08
· Kavramlar Bölümüne ''Şirk'' Kavramı Eklendi

Eski Haberler



Hadisleri inkâr adı altında Rasulullah (as)’ı inkâr
 Ramazan YILMAZ
Ramazan YILMAZ

Tarih: 4 Temmuz 2012 Çarşamba


Hadisleri inkâr adı altında Rasulullah (as)’ı inkâr

Bugüne kadar yaklaşık 35-40 yıldır gördüğüm ve şahit olduğum kadarı ile hadis inkârcıları, hadisleri değil bizzat Rasulullah (as)'ı inkâr etmektedirler. Bu kimseler, inkârlarını perdelemek için de Kur’an’dan bazı ayetleri kendilerine delil olarak almaktadırlar.

Bu konuda şunu ifade etmekte yarar vardır; bu kimselerin hepsi Rasulullah (as)’ı inkâr etmiyor, bunların içerisinde, Rasulullah (as)’ı kabul etmekle beraber neyi kabul edip neyi reddedeceklerini ayırt edemeyen kimi saf kimseler de bulunmaktadır.

İnsanlar, Kur'an'ı bir bütün olarak almadıkları ve anlamadıkları için, bazı konularda, kendi mantıklarınca kendilerini desteklediklerini düşündükleri bir iki ayeti, siyak sibakına bakmadan alıp kullanıyorlar. Bu durum, Rasulullah (as)'ı inkâr etme konusunda da kendisini göstermiştir.

Bu inkârcı kimselerin durumu, Rasulullah (as)’ın her sözünün ayet olduğunu, adeta doldurulmuş bir kaset gibi ayetler dışında hiçbir şey söylemediğini iddia eden Sünnet istismarcılarının ya da insanları kendisine inandırmak için Rasul’ün getirdiği eserden, hevasının hoşuna gidenleri alıp diğerlerini bırakan Samiri’nin durumuna benzer.

“(Sâmiri): ‘Ben onların görmediklerini gördüm. Elçinin eserinden bir avuç aldım da attım; nefsim bana böyle (yapmayı) hoş gösterdi.’ dedi.” (Taha, 96)

Bu kimselerin amacı, Kur’an’ı net olarak anlamak, yüce Allah’ın sözü üzerine başka bir söz kondurmamak değildir. Şayet böyle bir amaç için çalışmış olsalardı, Kur’an’ın hassasiyetle üzerinde durduğu Tevhidi esasları önceleyecek ve iman etmenin ilk şartı olan tağutu reddeceklerdi.

Rasul (as)'ı anlamak için öncelikle Kur'an'ı bir bütün olarak almak ve Kur'an'da Rasul (as)'ın nasıl anlatıldığını kavramak gerekir. Bu konuda daha önce bu sitede yayınladığım, aşağıda konu başlıklarını ve linklerini verdiğim yazıları yazmış, akıl ve iman sahiplerinin istifadesine sunmuştum.

Kur'ân'daki Rasul Hz. Muhammed (as)’a İman Edin

http://www.mucahede.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=73

Kur’ani Sorumluluk ve Rasul’e Saygı

http://www.mucahede.com/modules.php?name=Kose_Yazilari&op=viewarticle&artid=76

Hadisleri daha doğrusu Rasul (as)’ı inkâr edenler, Mürselat suresi 50. ayeti kendilerine delil olarak alırlar. Oysa aklı başında her insan, iman etmese bile, Mürselat suresini baştan sona kadar okuduğunda, 50. ayetteki uyarının, esas itibarı ile insanları Rab’lerine imana davet eden ve iman etmemeleri halinde Kıyamet günü karşılaşacakları durumu kendilerine bildiren bir uyarı olduğunu görecektir.

“Onlar bun(lara inanmadık)dan sonra hangi söze inanacaklar?” (Mürselat, 50)

Yüce Allah (cc), Rahman sıfatının gereği olarak, insanları uyarmakta, onlara kıyamet gününde karşılaşacakları durumu bildirerek Rab’lerine yönelip iman etmelerini istemektedir. Bütün bu uyarılara, mü’minlerin ve günahkârların karşılıklı olarak verilen durumlarına rağmen “Onlar bun(lara inanmadık)dan sonra hangi söze inanacaklar?”

Mürselat suresinin açıklaması, bir bütün olarak sitemizin tefsirler bölümünde bulunmaktadır.

http://www.mucahede.com/modules.php?name=tefsir&op=showcontent&id=49

Ayrıca Necm suresinin tefsirinde Rasul’ün konumu ile ilgili açıklama yapılmıştır.

http://www.mucahede.com/modules.php?name=tefsir&op=showcontent&id=26

Yüce Allah (cc), Murselat suresi 50. ayette kendi sözlerinden sonra Rasul (as)’ın sözlerinin reddedilmesini istemiyor, şayet Rasul’ün sözlerinin alınmasını istemeseydi bunu açıkça söylerdi.  Tıpkı, Tahrim (1-2), Abese (1-9), Hakka (44-47), İsra (73-75), Nisa (113), Al-i İmran (78-79), Şura (24) ve benzeri ayetlerde Rasul (as)’ı uyardığı gibi burada da yüce Allah (cc), Rasul (as) açıkça uyarırdı ve Allah (cc) bunu söylemekten de çekinmezdi.

Yüce Allah (cc), Rasulullah (as)’ın sözlerinin alınmasını men etmediği gibi, tam aksine Rasul (as)’ın yaptığı bazı uygulamaları tasdik etmiş, bu konuda Rasul (as)’a itaat etmeyenleri açıkça uyarmıştır. Cuma namazının farz kılınması ve Cuma namazında, Rasulullah (as) hutbede konuşurken ticaret kervanlarına koşan insanları uyarması gibi.

İnkârcılar, Rasulün Sünnetini inkâr etmekle birçok ayeti de inkâr ediyorlar

İnkârcı kimseler, öncelikle neyi kabul edip neyi inkâr ettiklerini bilmiyorlar. Hadisleri inkâr ediyoruz adı altında Rasulullah (as)’ın yüce Allah (cc) tarafından alınması emredilen en güzel örnekliğini de reddediyorlar.

Rasul (as) inkârcıları, Kur’an’ın hassasiyetle üzerinde durduğu Rasul’ün mü’minler için en güzel örnekliğini, Rasul’e iman edilmesinin yüce Allah’a iman etmek olduğunu, Allah ve Rasulünün verdikleri hükme aykırı davranışın sapıklık olduğunu bilmeyecek kadar ya gözleri perdelenmiş ya da bu ayetlerin kendilerine hitap etmediğini dolayısıyla mü’minlerden olmadıklarını düşünüyorlar.

Bu inkârcı taife, Ahzab suresi 21, 36, Tevbe suresi 63 ayetlerinde yüce Allah’ın buyruğunu görmezden geliyorlar. Oradaki Rasulün örnekliği ve Rasulün hükmü nedir? Yüce Allah (cc) Raulü hükmüne ortak mı etti? Bu ayette Rasul (as)’ın durumu nedir? Neden Allah’a ve Rasule karşı gelmenin cezasının cehennem olduğu bildiriliyor? İşte Kur’an’ı anlamayan ve işlerine gelen ayetleri çekip diğerlerini bırakan inkârcıları yüce Allah (cc) böyle şaşırtır.

“Andolsun Allâh'ın Rasulünde, sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, çok güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

“Allâh ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 36)

“Bilmediler mi ki kim Allah'a ve Elçisine karşı koymağa kalkarsa onun için sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte, büyük rezillik budur.” (Tevbe, 63)

İnkârcılar, Rasul’ün Sünnetini inkâr etmekle bu ayetlerde yapılan uyarılara aykırı hareket etmektedirler ve elbette inkârcıların gidecekleri yer ayette belirtildiği gibi cehennemden başka bir yer olmayacaktır.

Allah ve Rasulü arasında ayırıma gidenleri, bir kısmını alıp bir kısmını bırakanları yüce Allah (cc) şöyle vasıflandırıyor.

“Onlar ki Allâh'ı ve elçilerini inkâr ederler, Allâh ile elçilerinin arasını ayırmak isterler, ‘Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz’ derler; bu ikisinin arasında bir yol tutmak isterler. İşte onlar gerçek kâfirlerdir. Biz de kâfirlere alçaltıcı bir azâb hazırlamışızdır!” (Nisa, 150-151)

Yukarıdaki bu tesbitleri yaptıktan sonra Rasulullah (as)’ın hadisleri konusuna bakılacak olursa

Şu unutulmasın ki, Rasul (as), en az kendisine iman edenler kadar, Rabb’ini razı etmeyi düşünmekte, kendisine iman edenlerden daha çok yüce Allah’tan korkmakta ve onlardan daha çok hangi konuda ne söyleyeceğini bilmektedir. Durum bu olunca, Rasulullah (as), Kur’an’da (yukarıda verdiğim sure ve ayetlerde) kendisine yapılan uyarılara da muhatap olmuş bir kimse olarak, söyleyeceği şeyler konusunda çok daha hassastır. Çünkü okuduğu ayetlere aykırı en küçük hatalı bir söz ya da harekette kendisi anında uyarılmaktadır.

Şu da bir gerçektir ki, Rasulullah (as), programlanmış bir robot ya da doldurulmuş bir kaset değildir. O, Rabb’inin kendisine bildirdiği ayetleri insanlara duyurduktan sonra, bu ayetleri anlamayan, ayetler konusunda ne yapacaklarını bilmeyenlere de o ayetleri kendi sözleri ile açıklamıştır. Örneğin, sahurun ne zaman bittiği konusunda inen ayetleri anlamayan bazı kimselere, sahurun bitiş vakti olan siyah ipliğin beyaz iplikten ayrılışını açıkladığı, Tevbe suresi 31. ayetin ne ifade  ettiğini soran kişilere ayetin ne anlama geldiğini anlattığı gibi.

Rasulullah (as) elbette ilahi hükümleri duyurduktan sonra, vahyin nazil olmadığı diğer zamanlarda çevresindeki insanlarla ayetler konusunda, sosyal münasebetlerle, insanların ilişkileri ve diğer birçok konuyla ilgili birçok şey söylemiştir. O, vahyin inzalinden sonra ağzını kapatıp açmayan, odasına kapanıp ayetler geldikçe insanların karşısına çıkan biri değildi elbette. Böyle bir şey düşünmek bile Rasulullah (as)’a en büyük hakarettir.

Rasulullah (as), bir peygamber, bir önder, bir eş, sosyal bir kişi olarak elbette insanların içerisinde ve onların sorunları ile ilgilenen bir şahsiyettir. Bu nedenle de ister istemez birçok şey söylemiş, insanların sorunlarını çözmüştür. Rasulullah (as), çevresindeki insanlarla gerek ayetler konusunda, gerekse insanların sorunları ile ilgili konuşmakta, onların sorunlarına Kur’ani ölçüler içerisinde cevaplar vermiştir. Rasulullah (as)’ın zaten Kur’an’a aykırı bir şey söylemesi mümkün değildir.

“Eğer o (Muhammed), bazı laflar uydurup bize iftirâ etseydi, elbette onun sağını alırdık. Sonra onun can damarını keserdik. Sizden hiç kimse buna engel olamazdı.” (Hakka, 44-47)

Buradan hareketle, Rasulullah (as), Kur’an’ı insanlara ulaştırırken, Kur’an’daki hükümlerin nasıl uygulanacağı konusunda da açıklamalar yapmıştır. Onun yaptığı bu açıklamalar, hiçbir şekilde Kur’an’a aykırı değildir.

Günümüzdeki hadislerin durumu

Hadislerin toplanmasına, Rasulullah (as)’ın yaşadığı dönemden yaklaşık iki asır sonra başlanmış ve bunlar yazılı hale getirilmiştir. Hadisler, bir ravi zinciri ile Rasulullah (as)’a atfedilen sözlerdir. Kütüb-ü Sitte’nin yazarları Rasulullah (as)’dan yaklaşık 200 yıl sonra yaşamış kişilerdir.

Hadislerin toplanmasına, Halife Ömer bin Abdülaziz’in hadislerin toplanmasını emretmesi üzerine 719 yılında başlamıştır. Bunun üzerine İmam Buhari (810-869) her yeri dolaşarak hadisleri toplayarak, meşhur Sahihini oluşturmuştur.

Buhari, bahsedilen hadisleri topladığında hadis nakledenlerin en az üç dört nesli öldüğü için rivayetlerde sözlü geleneklerin özelliklerine uygun olarak ravilerden kaynaklanan unutma, yanlış hatırlama, yüceltme, alçaltma, abartma, önemsizleştirme, ayıklama hatta uydurma (mevzu) gibi nedenlerle gerçeğin kısmen veya tamamen değiştirilmesini içeren sözler hadislere karıştırılmıştır. Örnek olarak Miraç hadisi verilebilir.

Hadis uydurmalarının, Hz. Ali (r.anh) zamanında başladığı düşünüldüğünde, hadislerin güvenirlilik konusu ciddi bir şekilde sözkonusu olmaktadır.

Hz. Ali (r.anh) döneminden itibaren uydurmaların başlaması, İsrailiyatın fitneleri, hadis toplayanların bu konudaki yeterlilik durumu ve 12. yüzyıldan sonra hadis okulları açılması konuları gözönüne alındığında ve konuya bu bilgiler ışığında bakıldığında, bugün var olan hadislerin, tamamının Rasulullah (as)’a ait olamayacağı gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerle tarihi süreçte birçok ilim ehli, hadislere kuşkuyla bakmışlardır. O halde Rasulullah (as)’a ait olan hadislerle uydurulan hadisler nasıl ayırdedilecek sorusu haklı olarak sorulabilir. Bunun için yapılması gereken şey, Kur’an’a vakıf olmak, Kur’an’ı çok iyi bilmek; Rasulullah (as)’ın Kur’an’da belirtilen konumunu, aldığı uyarıları ve onun bir Rasul olduğu gerçeğini gözönünde bulundurmaktır.

Sıradan bir insan bile, yaptığı şeylere aykırı bir söz söylemez, biraz önce söylediği bir sözü biraz sonra tekzip edecek başka bir söz sarfetmez. Sözkonusu olan yüce Allah’ın seçerek beğendiği ve elçi olarak görevlendirdiği Hz. Muhammed (as)’dır. Bu nedenle hadis üzerine konuşan ya da tartışanlar, Rasulullah (as)’ın yüce Allah (cc) tarafından seçilişini bilerek konuşmak ve tartışmak zorundadırlar.

“De ki: ‘Bana dini yalnız Allah'a hâlis kılarak, O'na kulluk etmem emredildi ve bana Müslümanların ilki olmam emredildi.’ De ki: ‘Ben, Rabbime isyân edersem, büyük bir günün azâbından korkarım.’ De ki: ‘Ben, dinimi yalnız Allah'a hâlis kılarak O'na kulluk ediyorum.” (Zümer, 11-14)

Rasulullah (as), getirdiği ilahi mesaja önce kendisi teslim olan, her söz ve davranışını teslim olduğu bu Kitab’a göre yapan, Kur’an’ı ahlak edinen yüce bir şahsiyettir. O, Kur’an’ı tebliğ ettiği insanlardan çok daha fazla Kur’an’ı ve İslâm’ı bilen, daha çok Rabb’ini razı etmeye çalışan, insanlardan daha fazla yüce Allah’tan korkan bir Peygamberdir. Durum bu olunca, böyle yüce bir şahsiyet, yapıp söylediklerine aykırı bir söz söyleyebilir mi?

Yüce Allah’a gerçekten iman eden, imanına şirk bulaştırmayan, Kur’an’ı ve Kur’an’daki hükümlerin ifade ettikleri anlamları çok iyi bilen kimseler, günümüzde hadis olarak rivayet edilen sözlerin hangisinin Rasulullah (as)’a ait olup olmadığını da çok iyi bilirler.

Hadis ve Rasul inkârcılarına bakıldığında bunlardan bir çoğu, Kur’an’ı bilmekten, onu anlamaktan yoksun kimselerdir. Bu kimseler, okudukları ve ne anlama geldiğini bilmedikleri birkaç ayeti sloganlaştırıp akılları sıra Rasul (as)’ı ve hadislerini inkâr ediyorlar. Bu kimseler, hadis ve sünnet ayrımını da bilmiyorlar; hadisleri reddediyoruz derken Rasulullah (as)’ı da inkâr ediyorlar.

İnkârcılardan bir başka grup, Kur’an’ı söz olarak çok iyi bilmekte, ancak gereğince Kur’an’a iman etmedikleri için onu çarpıtmakta, bilerek ya da bilmeyerek, yanlış anlamlandırmaktadırlar; tağut, başörtüsü vb. konuları çarpıtmaları gibi.

Bu ikinci inkârcı grubun, İslâm’a uygun ne doğru dürüst bir yaşantıları var, ne de İslâmi konularda hassasiyet sahibidirler. Bunlar ancak işin edebiyatını yapmakta ve hevalarını tatmin etmek için Kur’ani gerçekleri çarpıtmaktadırlar.

Bütün bu inkârcılara tavsiyemiz, küfrünüzde daha fazla ileri gitmeden, dönülmeyecek yola girip kalpleriniz iyice kararmadan gelin Kur’an’a bir bütün olarak teslim olun, Kur’an’ı, en güzel örnek olan Rasulullah (as) gibi ahlak edinerek Müslüman olun. Bu inkârcılara aşağıya aldığım ayetleri yeniden hatırlatarak tevbeye davet ediyorum.

“Andolsun Allâh'ın Rasulünde, sizin için Allah'a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh'ı çok anan kimseler için, çok güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)

“Allâh ve Resulü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 36)

“Kim de kendisine doğru yol belli olduktan sonra Rasule karşı gelir ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü yola yöneltiriz ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir gidiş yeridir orası!” (Nisa, 115)

“İman ettikten, Rasul'ün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra, inkâr eden bir topluma Allâh nasıl yol gösterir? Allâh, zâlim toplumu doğru yola iletmez.” (Al-i İmran, 86)

“BU BİR ÖĞÜTTÜR, DİLEYEN, RABB’İNE VARAN BİR YOL TUTAR”

(Müzzemmil, 19)



  
Ramazan YILMAZ
kuranimucahede@hotmail.com




Bu köşe yazısı 1137 defa okundu. Toplam 3285 kelime

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa Pdf Formatı Pdf Formatı Yorum Ekle Yorum Ekle Arkadaşına Gönder Arkadaşına Gönder


[ Geri Dön: Ramazan YILMAZ ] - [ Yazarlar İndeksi ]

yorum
Hadisleri inkâr adı altında Rasulullah (as)’ı inkâr
Gönderen: Ramazan_YILMAZ Tarih: 2012-07-10 17:24:11
Puanım:


Hadisleri inkâr adı altında Rasul (as)’ı inkârcılarının diğer iddialarına cevap:


Hadis konusunda takıntılı olan kişiler, verdikleri ayetleri bile anlamayacak, kime hitap ettiğini bilmeyecek derecede gözleri perdelenmiş, kimi saptırıcılar tarafından kendilerine takılan at gözlükleriyle yalnızca önlerine konulan renkleri gören kimselerdir.


Yıllar önce Ankara Bağlum’da Kur’an çalışmamız sırasında Evrenesoğlu adındaki sapığın sağ kolu denilen adamı bizimle görüşmek istediğini söyledi, biz  de kabul ettik, geldi. Tasavvufu savunan bu kişiye biz, tasavvufun küfür ve şirk olduğunu Kur’an’dan ayetleri verip anlattıkça o bize, yüzü kızarmadan kendisine öğretilen ayetleri sıralayıp duruyor. Verdiği ayetleri kendisine, Arapça ve Türkçe kelimelerini tek tek anlattığımız halde adamcağız, uyuşturulmuş gibi durmadan aynı ayetleri tekrarlayıp duruyordu. Adamın o içerisinde bulunduğu duruma gerçekten acımıştık.


Şimdi aynı durumu, hadis adı altında Rasul (as)’ı inkâr eden bu inkârcılar yaşıyorlar. Bu kimseler, beyinciklerine yerleştirilen “hadis” kelimesini her nerede görüyorlarsa, bunun ne anlama geldiğini, Kur’an’da nasıl, kimler için ve hangi konuda kullanıldığına bakmadan (belki de bakıyorlar da öyle şartlandıkları için anlamıyorlar) hemen hadisi ve Rasul (as)’ı inkâr anlamında alıyorlar.


Rasulullah (as)’ı (hadisleri) inkâr eden bu kişilerin verdikleri ayetlere bakıldığında, bu  ayetlerde geçen hadis ifadelerinin bir çoğu bu inkârcı zümreyi yalanlamakta ve uyarmaktadır. Şimdi iddia ettikleri ayetlere bakılacak olursa:


“Her ümmetten bir şâhid, seni de bunlara şâhid getirdiğimiz zaman (halleri) nice olur? İnkâr edip Rasul’e karşı gelenler, o gün yerin dibine geçirilmeyi isterler ve Allah''tan hiçbir hadis gizleyemezler.” (Nisa, 41-42)


Bu ayette açıkça görüldüğü üzere, Rasul’e karşı gelenlerin acı akıbetlerini  anlatılmakta ve bu inkârcıların kabul etmedikleri Rasul (as), bunlar hakkında şahitlik yapacağı bildirilmektedir. Ama bu zavallılar, kendilerine hitap eden bu ayeti Rasul (as)’ın sözlerini kabul etmemeye delil olarak veriyorlar.


“Allâh ki, O''ndan başka ilah yoktur; sizi, vukuunda asla şüphe olmayan kıyâmet gününde bir araya toplayacaktır. Allah''tan daha doğru sözlü kim olabilir?” (Nisa, 87)


Bu ayette görüldüğü üzere, Allah’tan başka ilah olmadığını ve Kıyamet günü insanların bir araya toplanacağını bildirilmekte ve Allah’ın doğru söylediğini vurgulanmaktadır. Burada ne Rasul ile ne de Rasul (as)’ın sözlerinin kabul edilmemesi ile ilgili hiçbir emmare sözkonusu değildir.


“Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur, o apaçık bir uyarıcıdır? Göklerin, yerin melekûtuna ve Allâh''ın yarattığı şeylere ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? Peki bundan sonra hangi söze inanacaklar?


Allâh kimi saptırırsa, artık onun için yol gösteren olmaz. Ve bırakır onları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlar.” (A’raf, 184-186)


 Şimdi ayeti lütfen dikkatlice okuyalım; yüce Allah (cc), Rasulullah (as)’da bir delilik bulunmadığını bildiriyor A’raf 184. ayette. Buna göre Rasul (as), dosdoğru bir Rasuldür ve o, yanlış bir hareket ve söz sarfedecek bir deli değildir. A’raf 185. ayette inkârcıların, ecellerinin yaklaştığı konusunda yerin ve göklerin delillerini düşünmelerini istemektedir. 186. ayette de sapıkların azgınlıkları içinde nasıl bocalandıklarını bildirmektedir.


Şimdi, A’raf suresinde verilen bu üç ayet (siyak ve sibak olarak) incelendiğinde Rasul(as)’ı ve getirdiği gerçekleri kabul etmeyenlerin yüce Allah (cc) tarafından nasıl saptırıldıklarını ve azgınlıkları içinde bocaladıklarını bildiriyor ve bu verilen gerçeklere rağmen bu azgın sapıkların, bu gerçeklere ve Rasulün dosdoğru olduğuna inanmadıktan sonra, daha hangi söze inanacaklarını soruyor.


Rasul (as)’ı inkâr eden bu kimseler, ayetlerin kendilerini uyardığını bile anlamayacak derecede basiretleri bağlanmıştır. Onlar, kendilerini uyaran bu ayetleri bile Rasul’ü ve onun sözlerini yalanlamak için delil verebiliyorlar. Gerçekten bu kadar açık azgınlığa pes doğrusu.


“Elbette onların hikâyelerinde akıl sâhipleri için ibret vardır. Bu (anlatılanlar), uydurulacak bir söz değildir; ancak kendinden önceki(Kitabı)nın doğrulanması, her şeyin açıklaması; inananlar için bir kılavuz ve rahmettir.” (Yusuf,111)


Bu ayette 110. ayette anlatılan kıssaların uydurulmuş bir söz olmadığını anlatıyor. Rasulullah (as)’ın hadisleri ile bağlantısını kuran bir kimse, yukarda anlattığım gibi önlerine “hadis” kelimesi konulup beyincikleri sökülüp şartlandırılan bir kimseden başkası olamaz. Bu kimseler, Yusuf Suresi 110. ayette anlatılan Rasulü yalana çıkaranlar gibi helak olacaklardır.


“Herhalde sen, onlar bu söze inanmıyorlar diye, peşlerinde üzüntüden kendini helâk edeceksin! (Kehf, 6)


Dikkat edelim lütfen, burada da Rasulün getirdiklerine iman etmeyenlere hitap ediliyor ve Rasul (as)’ın taşıdığı hassasiyet belirtilerek Rasul teselli ediliyor. Ayetleri bu derece saptıran kişiler, ancak bu Rasul (as) inkârcıları olabilir. Kendilerine hitap ettiğini bile anlamayacak derecede bağnaz ve kördürler. Kur’an’ın ifadesi ile bunlar; “sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Onlar (Hakk''a) dönmezler.” (Bakara, 18)


“Allâh, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir. Onlar için büyük bir azâb vardır.” (bakara, 7)


“Onların kablerinde hastalık vardır. Allâh da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemelerinden ötürü onlara acı bir azâb vardır.” (Bakara, 10)


“İnsanlardan kimi var ki; bilgisizce (insanları) Allâh''ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için eğlence türü sözler satın alır. İşte onlara küçük düşürücü bir azâb vardır.” (Lokman, 6)


Ne diyor ayette, bazı kimseler, bilgisizce Allah yolundan saptırmak için eğlence türünden sözler satın alırlar diyor. Oysa Rasul (as) kehf suresi 6. ayette belirtildiği üzere, Allah yoluna insanları çağırmak için neredeyse kendisini helak edecek hale geliyordu.


Eh, bilgisizce insanları Allah yolundan kimlerin saptırdığı belli oluyor, Tevhidi esasları terkedip insanları, anlamsız ondokuzlarla meşgul etmeye çalışan, Rasul (as)’ı ve başörtüsünü inkâr eden, ayetleri çarpıtan kimseler, olsa olsa bu ayetin ifade ettiği kimselerdir. Her ne kadar onlar, yavuz hırsız misali kendilerini haklı çıkarmak adına ayetleri ters yüz etseler de, ayetin hükmünden kaçamayacaklar.


“Allâh, hadisin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allâh''ın zikrine yumuşar. İşte bu (Kitap) Allâh''ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allâh kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.” (Zümer, 23)


Burada söz konusu olan Kur’an’ın sözlerinin birbirine benzerliğidir, Rasul (as)’ın kendisini ya da sözünü yalanlamak söz konusu değildir.


“İşte şunlar, Allâh''ın âyetleridir, onları sana gerçek ile okuyoruz. Allah''tan ve O''nun âyetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?” (Casiye, 6)


Yüce Allah (cc), burada da yine ayetlerin gerçek olduğunu ve inkârcıların bu ayetlere inanmadıktan sonra başka hangi söze inanacaklarını sorguluyor ve inkârcılara hitaben, “Doğru iseler haydi onun gibi bir söz getirsinler.” (Tur, 34)


Bu yalancı, ayetleri çarpıtıcı, Hakkı batıla karıştırıcı, Rasul (as) inkârcısı, Kur’an’daki ayetleri hevalarına göre kullanıcı kimseleri yüce Allah’a bırakıyoruz.


“Bu sözü yalanlayanı bana bırak; onları bilmedikleri yerden derece derece (azâba) yaklaştıracağız. (Kalem, 44)


Bu inkârcılar, atgözlüklerini çıkarıp ya Kur’ani ölçüler içerisinde iman edip Kur’an’ı bir bütün olarak kabul ederek Müslüman olacaklar ya da kendilerinin verdikleri ayetlerde geçtiği üzere, dünya ve ahirette alçalarak helak olacaklar ve ebediyen cehenneme yuvarlanacaklar.



     Sesli Sohbet
Sohbete Katılmak
İçin Tıklayınız

     Gündem
Bu gün için henüz önemli bir haber yok.

     Köşe Yazıları

Ramazan YILMAZ
Yeni evlilere ve evlenecek gençlere!


     Site İçi Arama
Google

     Evrensel Mesaj
Son Eklenenler
· Hz. Yusuf (as)
(384 okuma)
Son Eklenenler
· Hz. Adem (as)
(326 okuma)

     Kavramlar

Son Eklenen Kavramlar
· Hilafet-Halife
(577 okuma)

Son Eklenen Kavramlar
· Kur'an'da Zikir Kavramı
(532 okuma)

     Tefsirler
Son Eklenen Tefsirler
· Vakıa Suresi
(148 okuma)
Son Eklenen Tefsirler
· Taha Suresi
(155 okuma)
Son Eklenen Tefsirler
· Meryem Suresi
(175 okuma)

     Üye Girişi
Ip Numaranız: 80.239.207.201
 Hoşgeldiniz
Üye Ol
Yanlış Parola

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
 

Site Üye Bilgisi:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen: 0
Toplam Üye: 216
Son: Jul 09, 2014xmakro Jul 16, 2014hanne Jul 06, 2014alip May 25, 2014yigithan Jun 19, 2014KURAN6606 Apr 17, 2014davutgurdal Mar 06, 2014muhammet Oct 30, 2013Zulqarneyn Nov 02, 2013Zehebi Oct 18, 2013sirrifukara
Baglanti Bilgileri:
Misafirler: 111
Üyeler: 0
Toplam: 111

Bağlı Üye
Misafir: 1
Üye: 1
Toplam: 2

Toplam Hit
 Bugün: 966
 Dün: 4574
 Toplam: 3301992
İstatistikler
We use PHP Nuke7.6
There are 4 Admins
There is 43 news stories
There is 86 Topics in the forums
There is 4 downloads

Baglantılar:
Ziyaretçi: 1 01: 80.239.207.XXX

Üye: 1

01. Ramazan_YILMAZ


Şu ana kadar
3301992
sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Eylül 2006
Birgünde en fazla kayıt: 5




Bu site, Mücahede Yayınları´nın bir yayın organıdır
Sayfa Üretimi: 0.08 Saniye